İNSANA VE MAKİNEYE DAİR BİR MACERA: KÜBRA



Artık iyiden iyiye alıştığımız karantina sürecinde, hala eski normale göre daha az kitap okuyorum, ama daha çok okumak için çaba gösteriyorum diyebilirim. 

Aslında Kübra da, karantinanın hemen öncesinde okuduğumuz bir kitaptı. Blogda yeni çıkanlar diye bir bölüm açıp, adından da anlaşıldığı gibi, yeni çıkan kitapları yazmak istiyorduk ablamla, ama hem oluşturduğumuz listelere sadık kalamadık hem de bu süreçte hepimizin hayatında çok şey değişti. Biz de, kitapları gruplamak yerine, okuduğumuz ve yeni çıkan kitapları tek tek yazalım istedik ve Kübra da tek başına ele alınmayı en çok hak edenlerdendi. 

Afşin Kum'u Fabisad GİO ödüllerinde en iyi roman ödülü alan ilk romanı Sıcak Kafa ile tanımış ve blogda da kendisine daha önce yer vermiştik. Yazarın 2. romanı da çıkınca, hemen koşa koşa edindik kendisini (pek koşmadık gerçi, kitap ayağımıza geldi) ve hemencecik okuduk. 

Şimdi de hazırsanız, bu güzel kitaba dair yorumlarımızla karşınızdayız :) 

KARANTİNA GÜNLÜKLERİ 1: İLİŞKİLER


Blogda ilk kez kitaplar ya da seyahatlerim dışında bir konuda yazı yazdığım için kendimi bir miktar garip hissediyorum, ancak bir süredir de pek çok konu hakkında oturup uzun uzun düşünme fırsatına sahip olduğum bir dönemden geçiyorum -hepiniz gibi-.

Bu kadar düşünebilmek, yanında yazma dürtüsünü getirdi. Düşünürken bir yandan da düşündüklerimi yazıya dökmeyi istiyorum bir süredir. Geçenlerde Yağmur -beni tanıyanların neredeyse tamamı onu da tanıyordur diye düşünüyorum- karantinada neden günlük tutmamız gerektiğine dair bir makale paylaşmıştı. Onun da sonrasında, düşündüklerim hakkında gerçekten de yazmak istediğime karar verdim ve blogda karantina sürecinde yeni bir bölüm açmaya karar verdim: Karantina Günlükleri. Ve şimdi, bu serinin bilincimden akan ilk kısmıyla karşınızdayım.

BİR YAZAR İKİ OKUR: NURAY ATACIK


Yine uzun bir süre oldu bloga yazmayalı. Mevsimler hatta koşullar değişti. Şimdi pek çoğumuz evimizde, yeni bir dünyanın içindeyiz. Bir süredir aklımda bloga yeni yazılar yazmak var. Hatta kendimizle daha çok vakit geçirme fırsatı bulduğumuz şu günlerde içeriği de biraz genişletme. Ama günün çoğu işin telaşıyla geçtiği için pek de vakit kalmıyor. Bir süre daha buralarda seyahat yazısı olmayacak gibi duruyor bu arada. Son 5 yıldır ilk kez bu kadar sabit durduğum bir bahar bu çünkü :)

Planlar bir yana yazmaya kaldığımız ve en sevdiğimiz yerden devam edelim istedik. Gerisi nasıl olsa gelir diye düşünerek ve hepimizin okumaya daha çok fırsat bulduğu bu günlerde, yine ablam sayesinde tanıştığım ve çok severek okuduğum bir yazarla geri döndük.

Nuray Atacık, aslında bir elektrik mühendisi, ancak edebiyatla beraber insanların gerilim kaynağına merak salan bir polisiye yazarı aynı zamanda. Özellikle polisiye severlerin mutlaka takip etmesi gerektiğini düşünüyor ve hazırsanız yorumlarımıza başlıyoruz :)