Başka Türlü Polisiye: Hop Çiki Yaya


Bir süredir, polisiye türünde kitaplara karşı ilgim genel olarak arttı diyebilirim. Bunun sebepleri hakkında da biraz düşünüyorum son zamanlarda. Sanırım ilk sebebi, her polisiye okuru gibi, benim de gizem çözme merakım. Polisiye romanlarda, klasik polisiye olsun olmasın, ana karakteri de çok seviyorum ve onunla birlikte bir yolculuğa çıkmak benim için çok keyifli oluyor. Bu da ikinci sebebim. Üçüncü ve en çok önemsediğim sebep ise, kafamda henüz tam olarak olgunlaştırmayı başaramamış olsam da, bir gün, bir roman yazabilirsem, bunun türünün polisiye olmasını istemem. İlk ikisinden bağımsız olarak, bu üçüncü sebep de, elimin her seferinde polisiye romanlarına gitmesine sebep oluyor. 

Yakın çevrem, son dönemdeki bu polisiye merakımı fark ediyor elbet. Bu da, çok güzel bir şeye sebep oldu ve bir gün günüm, işyerinde otururken, gelen kargo ile güzelleşti. Birlikte seyahat etmekten, konuşmaktan, bir şeyler paylaşmaktan en çok keyif aldığım arkadaşlarımdan B., bana Mehmet Murat Somer'in Hop Çiki Yaya serisini alıp göndermişti ve hem seri, hem de yazarla tanışmama vesile oldu. 

7 kitaplık bu seride, cinayetleri çözen ana karakter, gündüzleri bilgisayar dehası, geceleri ise draq queenlerin şov yaptığı bir clubın işletmecisi bir travesti ve kitapların geneli, ülkece görmezden geldiğimiz, ayıpladığımız bir ortamda geçiyor. Seri, genel hatlarıyla, çok eğlenceli ve cüretkar, harika bir dile ve akıcılığa sahip ve bazen, özellikle benim gibi metrobüste kitap okuyorsanız, attığınız kahkahalar sebebiyle, bakışları üzerinize çekmenize sebep. Okuyup, bu kadar beğenmişken, bloga da kitapları tek tek yazmak istedim. Hazırsanız başlıyorum: